29 Kasım 2025 - Cumartesi

EZBERLERİ BOZMAYA, TABULARI YIKMAYA, DÜŞÜNCE ALANIMIZI GENİŞLETMEYE VE

Aslında yapılan tüm projelerde, bu projelerin uygulanmasında, siyasilerin konuşmalarında ya da hükümet uygulamalarında olumlu algı ile gelen ve olumsuz algı ile giden; Kültürümüz, Giden Özgüvenimiz, Giden İnançlarımız, Giden Türkçemiz, Giden…

Yazar - Bayram Türkmez
Okuma Süresi: 6 dk.
Bayram Türkmez

Bayram Türkmez

golbasigazetesi@gmail.com - 05355673077
Google News

EZBERLERİ BOZMAYA, TABULARI YIKMAYA, DÜŞÜNCE ALANIMIZI GENİŞLETMEYE, YENİ BİR ZİHNİYET OLUŞTURMAYA, ANADOLU TOPRAKLARININ KUTSALLIĞINI BİLMEYE, ATATÜRK'ÜN KIYMETİNİ GÖRMEYE,  CEMAATLERİ SORGULAMAYA, TÜRKLÜĞÜMÜZÜ UNUTMAMAYA DEVAM!

   Aslında yapılan tüm projelerde, bu projelerin uygulanmasında, siyasilerin konuşmalarında ya da hükümet uygulamalarında  olumlu algı ile gelen ve  olumsuz algı ile giden; Kültürümüz, Özgüvenimiz, İnançlarımız, Türkçemiz...

   Konulara buradan bakmakta yarar var. Zira, kimse ülkemizden bir yapıyı ya da toprağı alıp götürmüyor ya da bu topraklar benim, bu yapı benim diye de diretmiyor! diye söyleyen kriptolara karşı da bir duruşumuz olması lazım!

     Türk Milleti misafir severdir.  Kültürünün mayasında bu özellik var. Ancak, devletler arası ilişkilerde duygusallığa yer yoktur. Devlet mekanizmasında duygusal bir hareketlilik olması devletin ve milletin zaafiyet algısı olarak karşımıza çıkar ki, bunların bedeli de tedbirler alınmaz ise  bugün olmaz ise gelecekte ağır şekilde ödenir.

           Zaten  2025 yılı, siyasi liderlerin açıklamalarıyla  insanlarımızın ezberlerini bozan, düşünceleri karıştıran, kimisini karamsarlığa, kimisini özüne, kimisini eleştiriye, kimisini de alkışa götüren bir yılın başlangıcı olarak tarihe geçiyor ve öyle de devam ediyor. 

    Her zaman söylenen ”Ey Türk, titre ve kendine dön…” özlü sözünü hatırlayınca bu oluşmalar iyi bir şey gibi görünüyor. Ezber bozan konuşmalar, uygulamalar tabuları yıkıyor, düşündürüyor, yeni fikirler doğuruyor! Bu durum o kadar önemli ki, Einstein'ın dediği gibi “İnsanların zihniyetini değiştirmek atomu parçalamaktan daha zordur.”  sözünü hatırlayınca, ne kadar önemli bir kazanım sağlıyoruz gibi düşünebiliriz. Yani, biz şimdi millet olarak bir zihniyet devrimi de yaşıyoruz! desek yalan olmaz.

   Bu, Sessiz Devrimin yaşanmasına en son olarakta Ülkemizi ziyaret eden Katolik dünyasının ruhani lideri Papa 14’üncü Leo’nun ziyaret programı olup, yine ezberleri alt üst etti. Düşündürmeye, tabuları yıkılmasına, sorgulanmaya yönelik yeni fikirler oluşturmaya başladığını sosyal medyadaki paylaşımlardan görüyoruz.

    Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'ndeki Cihannüma Salonu'nda basın toplantısıyla da dikkat çeken, İstanbul programında da Papa 14. Leo, Harbiye'deki Saint Esprit Katolik Kilisesi'nde (Kutsal Ruh Katedrali) piskoposlar, rahipler, diyakonlar ve ruhani görevlilerle bir araya geldi.

   Birinci İznik Konsili'nin 1700. yıl dönümünün değerli bir fırsat olduğunu söyleyen Papa 14. Leo yaptığı konuşma da  “  Anadolu'da doğduğuna inanılan Katoliklerden bahsederek, Anadolu'nun Hristiyanlık için önemini vurguladı.”  Bugün de İstanbul’daki, Volkswagen Arena'da düzenlenecek ayinle programı sürecek.

 Bu programını da eleştirenler oldukça fazla olup, tepki Papa 14. Leo’ya değil…Türkiye’de, Müslümanlık deyince mangalda kül bırakmayan, kendini şeyh, şıh, hoca…olarak sunun cemaatlere önderlik yapmaya çalışanlara oluşan tepkilerdir.

Zira, Osmanlı döneminde de, Atatürk döneminde de böyle bir program yapmak isteyen Katoliklere izin verilmediğini yine tarih bilgilerinden okuyoruz.

    Atatürk için dua edilsin diyenlere, Atatürk camilerde ve hutbelerde yerini alsın/anılsın  diyenlere karşı bağıra-çağıra tepki gösterip  Atatürk’ü bir din düşmanıymış, bir deccal, bir put  gibi anlatanlara/gösterenlere karşı yapılan haklı eleştiriler oldukça fazla.

    Papa’nın gelmesine neden sessiz kalıyorlar? Papa’nın bu kadar program yapması karşısında suskunluğun nedeni nedir? diyerek sorularla sorgulanıyor.

Yapılan eleştirilerin kaynağına inerek aşağıdaki bağlantı da  bu konu detaylı şekilde anlatılmış ancak ben bir bölüm alacağım.

 “…Osmanlı, Ortodoks tebaayı kendi otoritesi altında tutarak Batı etkisini sınırladı. Papa’nın İstanbul’a gelişi, Ortodoksluğun Batı’ya devri gibi algılanırdı. Osmanlı devlet mantığına göre, “Devlet sınırları içinde başka bir egemen güç görünmez” anlayışı vardı. Aynı modern Türkiye Cumhuriyeti'nde olduğu gibi. Çünkü Papa, sadece dini değil, politik egemenlik iddiası taşıyan bir aktör…” https://anlatilaninotesi.com.tr/.../papanin-turkiye...

Ayrıca, Türk Ortodoks Topluluğu’da,  Papa'nın ziyaretine tepki göstererek "Papa'nın ziyareti, dini değil siyasi bir ziyarettir"  diyerek Papa'nın ziyaretinin Türkiye Cumhuriyeti'nin bölünmez bütünlüğüne ve ulusal egemenliğe tehdit olduğunu savundu.

   Bu konularda vatandaşlar olduğu kadar, akademisyenlerden ve bazı siyasilerden de oldukça güçlü tepkiler var.

    Ancak, tepkilerin çoğu her gün sosyal medya da ya da televizyonlarda müslümanlara akıl veren, müslümanlık taslayıp görev yaptığını belirten din tacirlerine karşı olup Papa'nın programlarına karşı neden sessiz kaldıkları tartışılıyor. 

    Bu tartışma aslında tabuların yıkılmasına, ezberlerin bozulmasına, düşüncelerin çatışarak yeni tezler ortaya çıkmasına ve hepsinden önemlisi de kültürel yapılanma da eksik ve fazlalıkların tespit edilerek buna karşı  yeni metodların düşünülmesine neden oluyor.

Devlet başkanlığından daha çok ruhani liderliği öne çıkan Papa ve heyetinin gelmesi ve proğramları bile tarih ve kültür açısından bizlere neler öğretiyor? Anadolu topraklarının sadece bizim vatanımız değil aynı zamanda çok kutsal topraklar olduğunun farkına vardırıyor? Düşünme yeteneği zayıflamış, sorgulamayan müslümanlık adına mücadele ettiğini düşünen birçok cemaat üyelerinin düşünmesini sağlayıp, aklında soru işaretleri oluşturuyor! Atatürk'çü düşüncenin önemini ve Atatürk'ün kıymetini daha da öne çıkarıyor.  Ve benzeri birçok olumlu konuyu da, olumsuz konuları da  konuşmakta yarar var.

Ve konuyu Atatürk'ün özlü sözü ile sonlandırıyorum. Çünkü, bizim yapmamız gereken en önemli çaba ve çalışma budur. "Bir ulus birbirine sıkı sıkıya bağlı olursa , bağımsızlıklarından ödün vermezlerse o milleti hiç bir kuvvet yıkamaz ."

   İnançlara saygımız hep var olsun ancak öncesinde Birliğimiz, Dirliğimiz, Bütünlüğümüz Daim Olsun.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları